Yazar: tool | Kategori: İNCELEME | Tarih: 04 Kasım 2008, 14:12
Yerli Kardeşler’in (gurur kaynağımız olduklarını belirtmeme gerek yok sanırım
) kült FPS oyunu Far Cry, oyuncuları sık ormanların içine sokmuş, dönemine göre sunduğu grafikler ve içerdiği yenilikler ile ayakta alkışlanmıştı. Bu başarıyı gören Ubisoft oyunun isim haklarını aldı ve Crytek’ten tamamen bağımsız olarak ikinci oyunu geliştirdi.
Devam oyunu ilk açıklandığında, Crytek’in parmağı olmadığı için beklentiler oldukça düşüktü. Hatta ilk boy gösterdiği fuarlarda ilgi bile çekemedi Far Cry 2. Ancak Ubisoft Montreal yabana atılacak bir stüdyo değil ve ellerindeki malzemeyi en iyi şekilde kullanacaklarına dair inançları tam olacak ki, tüm düşük beklentilere aldırmadan, sessiz bir şekilde oyunu geliştirdiler. 2008 yılının ortalarında ise oyuna ilgi birden yükselmeye başladı. Gerek yayınlanan ekran görüntüleri, gerekse yapımcıların sunumları Far Cry 2′yi fuarların yıldızlarından biri haline getirdi. Ubisoft Montreal oyunun tamamen gerçekçilik üzerine kurulu bir fizik motoruna sahip olacağını, mekan olarak Afrika’yı seçtiklerini ve sınırsız özgürlüğe sahip oynanabilirliğe sahip olacağını ısrarla dile getirdi. Dönem olarak Afrika’daki iç savaş gibi riskli bir konuyu kendine fon alan oyun, FPS türüne yenilik getirecek gibi gözüküyordu artık. Ayrıca oldukça detaylı harita editörü sayesinde oyuncular kendi haritalarını yaratabilecek, online arenada arkadaşlarıyla paylaşabilecekti.
Tüm bu görseller ve verilen sözler artık Far Cry 2′yi beklenen oyunlar listesine sokmuştu. Sonunda Ubisoft’un merakla beklenen devam oyunu çıktı. Bakalım yapımcıların söz verdiği gibi özel bir FPS ile mi karşı karşıyayız, yoksa birçok oyunun sonu gibi bu oyun da Afrika’nın çöllerinde kaybolup gidecek mi?
SUNUM – GENEL:
Far Cry 2, son dönem birçok oyunun adeti olduğu üzere ‘mandatory install’ dediğimiz devasa ön yüklemeye sahip. Yaklaşık 3.5 GB’lık bu ön yükleme 5 dakika gibi kısa bir sürede tamamlanıyor ve oyunu oynarken görev almak dışında hiç bir yüklemeye sahip olmaması bu tip devasa yüklemelerin yararını gösterir gibi.
Bu yüklemeden sonra oyun oldukça etkileyici bir menü ile açılışı yapıyor. Eskimiş bir not defteri şeklindeki menüyü kurcalarken fonda dramatik bir Afrika müziği çalıyor. Son zamanlarda gördüğümüz en etkileyici ana menü olduğunu söyleyebiliriz. Burada karşımıza çıkan alışıldık seçeneklerden ayrı duran bir seçenek var; Map Editor. Bu bölümde kendi haritanızı yaratabilir, arkadaşlarınızla paylaşabilir veya onların yarattıkları haritaları kendinize çekebilirsiniz. Yaratmak kelimesini küçümsememenizi önemle belirtmek isterim çünkü Far Cry 2 oyuncuya resmen devasa bir haritayı kolay denebilecek bir şekilde yaratmasına olanak tanıyor. Bu özellikten daha sonra daha geniş bir şekilde bahsedeceğiz, ancak kısaca şöyle diyebiliriz; Map Editor modu oyunun ömrünü inanılmaz uzatacak kalitede, bütün iplerin elinizde olduğu, eşine zor rastlanır bir özellik.
Yeni oyuna başladığınızda sizden bir karakter seçmeniz istenecek. Bu karakterlerin her biri farklı özelliklere sahip. Kimi yakın dövüş ve ani saldırılarda uzman, kimi sniper ile etkili. Kendinize uygun olan karakteri seçip, oyuna geçiyorsunuz. Afrika’nın kavurucu sıcağını ensenizde hissettiğiniz uzun bir taksi yolculuğu sonrası oyuna tam anlamıyla başlıyoruz.
Far Cry 2, bizlere sınırsız özgürlük sunmak üzere tasarlanmış bir oyun. Görevleri istediğiniz şekilde ve zamanda alabiliyorsunuz, istediğiniz yoldan görevin olduğu yere ulaşabiliyorsunuz, ister yaya olarak, ister araba ile, isterseniz küçük tekneler aracılığıyla yol alabiliyorsunuz, tamamen size bağlı. Sunulan bu özgür yapı elbette her oyuncuya göre değil. Çizgisel oynanıştan, verilen görevlerin kesin ve o an yapılmasından hoşlanan oyuncular için gayet karışık hatta sıkıcı bir oyun haline gelebilir Far Cry 2. Aksine özgür bir yapı arayan oyuncular ise aradıklarından fazlasını bu oyunda bulacaklar.
Oyuna tüm bu özgür yapıyı kazandıran ise; görevleri istediğiniz şekilde ve istediğiniz zamanda alabilme şansına sahip olmanız daha önce söylediğimiz gibi. Size çeşitli görevler verecek olan farklı noktalardan dilediğinize gidip görevi alabilir, bu görevleri alternatif yollardan yapabilir veya tamamen başka göreve anında geçebilirsiniz. Far Cry 2′de tüm kontrol sizde. Oyunun detaylarına inelim artık isterseniz.
ÖYKÜ:
Far Cry 2, ilk oyunda yer alan doğaüstü elementlerin hiçbiri ile ilgilenmiyor. Tamamen gerçekçilik üzerine kurulan oyun, bizleri Afrika’nın tam ortasına atıyor. İlk oyun ile ne öykü, ne karakterler, ne de tarz olarak bir bağının olmaması bu oyunun adının neden Far Cry olduğunu düşündürmüyor değil. İlk oyun ile zerre alakası olmayan bu oyun, gayet başka bir isim altında sunulabilirmiş. Sanıyorum burada ticari kaygılar devreye girmiş, ilk oyunun muhteşem başarısının ardından, yeni bir isim ile risk almak yerine ilk oyunun ekmeğinden yenilmek istenmiş. Neyse, fazla dağılmadan oyunun öyküsüne geçelim.
2008 yılında geçen öyküde Afrika’nın göbeğine, iç savaşın tam ortasına iniyoruz. Hükümetin çöktüğü, yerel yönetimde kontrolün iki grubun elinde olduğu bir dönemdeyiz. İsimleri UFLL ve APR olan bu iki grupta doğal olarak birbirleriyle savaş halindeler. Ülkeye tam bir kaos ortamı hakim, yıllardır Afrika’da süregelen politik oyunları öyküsüne model almış Far Cry 2. Karakterimiz ise oldukça önemli bir görev için Afrika’ya yollanıyor. The Jackal (Çakal) isimli silah tüccarını bulup öldürmek. Bu Afrika’nın geleceği açısından da hayati bir görev, çünkü Çakal birbiriyle savaş halinde olan iki gruba da aynı anda silah satmakta. Savaşı körükleyen en önemli sorun olan Çakal, ortalıkta hiç gözükmediği için de ülkede şehir efsanesine gelmiş durumda. Bizim oyundaki tek amacımız ise Çakal’ı bulmak ve onu ararken bizi izlerine yakınlaştıracak her türlü görevi yerine getirmek.
Ubisoft Montreal, değişik bir tercih yaparak tek bir ana görev belirliyor bizler için. Oyunun ilk dakikasından itibaren tek amacımız aslında Çakal’ı etkisiz hale getirmek. Ancak bunu yaparken hem lokal, hem de ülke dışından gelen kişilerden yardım almamız gerekecek. Bu arada hem ülke içindeki konumumuzu sağlamlaştıracak, hem de yardıma ihtiyacı olanlar adına yan görevler alacağız, bu görevleri başarıyla yerine getirdiğimizde ise hem ülkede geçerli tek şey olan elmas kazanacağız, hem de Çakal’ın ipuçlarını takip edebileceğiz.
Sonuçta sürekli ve seri bir şekilde gelişen bir öykü yerine, 3 ana bölümde toplanan hikaye açıkçası biraz zayıf kalmış. Oyunu oynarken aldığınız yan görevler öyküye herhangi bir katkı da maalesef bulunmuyorlar. Yapmış olmak için yapıyormuşsunuz gibi bir hava doğuran yan görevlerin fazlalılığı da, zaten yoğun olmayan hikaye anlatımını iyice baltalıyor.
GRAFİKLER:
Far Cry 2, genel olarak oldukça etkileyici grafiklere sahip. Yaşayan bir Afrika sunuluyor size. Rüzgara göre birbirinden tamamen bağımsız hareket eden ağaçlar, çimler, başarılı coğrafi özellikler oyuncuyu kolayca etkileyebilir. Afrika’nın kendine has doğasının oldukça başarılı yansıtıldığını görüyoruz Far Cry 2′de. Ciple dolaşırken sizden kaçan zebralar, ceylanlar, tepenizde çığlık atan maymunlar gibi bir sürü detay, ambiyansı direkt olarak etkiliyor, elbette olumlu yönde. Ayrıca oyunda gerçek zamana yakın bir gündüz-gece değişimi sistemi var. Oyunu save edebildiğiniz kulübelerde kol saatinizle saati istediğiniz zamana ayarlayabiliyorsunuz, bu işlemin hemen ardından oyun mevcut zamandan belirttiğiniz zamana hızlı bir çekim yaparak doğadaki görsel gün değişimini size sunuyor. Eğer gece çatışma yaparken zorlanıyorsanız hemen bir kulübe bulun haritadan, zamanı gündüze getirin ve görevinize devam edin
.
Oyunun su efektlerinin de oldukça başarılı olduğunu görüyoruz. Özellikle tekne ile yol alırken, etkileyici manzaralar sizi bekliyor. Size kendi tekneleriyle saldıran düşmanlarla çatışırken, suya seken kurşunlar ve patlamalar oldukça görkemli.
Patlama efektleri ise Far Cry 2′nin bizlere sunduğu görsel nimetlerden. Düşmanların saklandığı kulübeye el bombası attığınızda veya evin dibindeki yakıt tankerini vurduğunuzda gerçekleşen patlama efektleri muhteşem. Çok başarılı ses efektleriyle de birleşince aksiyon anında alınan haz yükseklerde dolaşıyor. Ek olarak alevlerden ayrıca bahsetmemiz gerekiyor. Sık yeşilliğin ve kuru çimlerin olduğu yerlerde yaratacağınız en ufak bir patlama ile yeşillikler alev alıyor ve o an ki rüzgarın durumuna göre büyüyerek yayılıyorlar. Görsel açıdan yeterince başarılı olan bu detay, aynı zamanda işlevsel de. Stratejik bir şekilde başlatacağınız yangın, düşmanların sıkışıp kalmasına ve yanmalarına yol açabiliyor. Ama dikkat edin, aynı zor durumda sizde kalabilirsiniz.
Ayrıca özgür oyun yapısının başarısını da yükselten grafikler, haritada ulaşmanız gereken uzun yolda araçlarla yol alırken gerçekçilik hissini zirveye çıkarıyor. Örneğin; bindiğiniz bir araba yol alırken takip ettiğiniz yoldan çıkıp ormana özgürce dalabiliyorsunuz, detaylı grafikler yardımıyla giriştiğiniz zor araç yolculuğu görsel bir şölene dönüyor.
Araçlar dedik, burada biraz duralım. Oyunun araç modellemeleri (özellikle otomobiller), grafiklerdeki genel başarının aksine oldukça detaysız ve düz. Zaten 3-5 tip araç dışında farklı model göremediğimiz araçlar, siz içine bindiğinizde de FPS açısını devam ettiren kameranın da azizliğine uğruyor ve oldukça sönük bir görsel performans sergiliyor. Bir yere çarptığınızda dahi hasar modellemesinin başarılı olduğunu söylemek mümkün değil. Size doğru hızla araç süren bir düşmana ateş açtığınızda aracın camı kırılıyor ancak araç üstünde her ne kadar kurşun delikleri gözükse de detaylı bir hasar gerçekleştiremiyorsunuz.
Gözümüze çarpan bir diğer eksik ise; düşmanlardaki detayların düşük oluşu. Hep aynı tiplerden oluşan düşmanlarda maalesef çeşitlilik oldukça az. Aniden bastığınız bir karakoldaki beş düşmanın ikisi birbirinin kopyası. Haritada az ilerleyip başka bir karakol bastığınızda da aynı tipleri görüyorsunuz. Gerçekçilik ile bu kadar haşır neşir olan bir oyunda, bu büyük bir eksiklik bence.
Far Cry 2, devasa ön yükleme istiyor ve bu sayede oyun içinde görev almaların dışında herhangi bir yükleme yok dedik. Bu oyunu oldukça rahatlatan bir özellik, buraya kadar tamam. Ama oyunda birçok düşman ile aynı anda karşılaştığınız zaman yaşanan yavaşlamalar canınızı sıkabilir. 3.5 GB’lık bir yükleme sonrası tüm bu aksamaların ortadan kalkacağını düşünmek en doğal hakkımız ama oyun bu hakkımızı elimizden alıp bazı anlarda bizi üzüyor. Çok nadir olsa da bazen öyle yavaşlıyor ki oyun, ses efektleri bile gecikmeli olarak geliyor size.
Sonuç olarak; bazı detaysızlıklarının ve can sıkan yavaşlamalarının dışında oldukça gerçekçi bir Afrika’nın içindeyiz Far Cry 2′nin sayesinde. Canlı, gerçek dünyaya ait grafikleriyle özgür oyun yapısının kimyası başarılı bir şekilde uyumlu ve sorunsuz. Far Cry 2, belki de Afrika’ya gitmek isteyen oyuncular için en kestirme yol. Piyasada bu ülkeyi bu kadar detaylı kullanan başka bir oyun daha olmadığını düşünürsek, görsel açıdan kaçırılmayacak bir tecrübe.
OYNANABİLİRLİK:
Far Cry 2, neredeyse hiçbir FPS’de görmediğimiz kadar özgür bir yapı sunuyor bize. GTA serisinde gördüğümüz esnekliğe aynen sahip olan oyun, kafanıza göre takılmanıza, görevleri alabilmek için uğraşmanıza olanak tanıyor. Çizgisellikten eser taşımayan Far Cry 2, daha önce de dediğimiz gibi hatları ve çizgisi kesin olan oyunlara alışan oyunculara biraz zor ve garip gelebilir. Oyunu ilk oynadığınızda ne yapacağınızı anlayamayabilirsiniz bile. Bu açıdan zor bir oyun olduğunu kabul ediyorum, ilk başta benimde kanıksadığımı itiraf edeyim ancak biraz zaman ayırıp üzerine eğildiğimde ikinci günün sonunda oyunu elimden bırakamaz hale geldim, ama bir yere kadar. Bunu neden söyledim? Oyun maalesef ana görevin dışında birçok yan göreve sahip olmasına rağmen bir yerden sonra size verilen görevlerin birbirine benzemesi yüzünden kendini tekrar eder hale gelebiliyor. Zaten öyküsü derin olmayan oyun, görevlerde kendini tekrar edince, bu görevleri neden yaptığınızı düşünmeden zombi gibi bitirmeye çalıştığınız hissini doğuruyor. Bu rutini aşmak adına, görev alırken haritanızdaki farklı nokta ve şahıslardan görev almaya çalışın.
Harita dedik, kelimeyi cımbızla çekelim ve bu ‘harita’ üzerine biraz laflayalım. Far Cry 2 daha önce görmediğimiz şekilde etkili ve başarılı bir harita sistemine sahip. Tek tuş ile açtığımız harita, sol elimizde duruyor ve harita açıkken yol alabiliyor ve araç kullanabiliyoruz. Bu da oynanabilirliğe inanılmaz bir esneklik ve yön bulma duygunuza keskinlik getiriyor. Haritanın yanında sağ elimizde tuttuğumuz GPS ise, haritadan takip ettiğimiz yolu daha yakın ve detaylı bir şekilde gösteriyor, böylece kaybolmadan rahatça bir noktadan diğerine ulaşabiliyoruz. GPS’in bir faydası var oyunda. Silah veya upgrade satın alırken kullandığımız elmasları sadece yaptığımız görevlerden sonra kazanmıyoruz. Bu elmaslar haritanın belli bölgelerine çanta içinde dağılmış durumda ve biz GPS’in verdiği bir sinyal yardımıyla bu çantaları bulabiliyoruz. GPS’in sağ köşesindeki küçük yeşil sinyal biz çantaya yakın isek hızlıca yanıp sönüyor. Sürekli yanmaya başladıysa doğru yöne bakıyorsunuz demektir, o yöne doğru ilerleyerek çantayı kolayca buluyorsunuz. Elmaslar tüm alışverişlerinizde hayati bir önem taşıyor, o yüzden yabana atmayın.
Görevleri ise gene haritanız yardımıyla görüyorsunuz. O an aktif bir göreviniz yok ise, haritada belli noktalarda sarı bir ünlem işareti beliriyor. Çatışma içinde olan iki grup şehrin tam göbeğinde ve size tamamlanması daha zor ama ödülü büyük görevler veriyorlar. Diğer yan görevler genelde daha ufak çapta ve zaman zaman elmas yerine bilgi ile ödüllendiriliyorsunuz. Silah satın aldığınız noktalardan ayrıca görev de alabilir, böylece silah ve ekipman güncellemesi alabilirsiniz.
Oyunda size yardımcı olan yan karakterler bulacaksınız. Bunlar size aldığınız bir göreve daha kolay ulaşmanızı sağlayacak yan görev verenler, silah yardımı yapanlar, çatışma anında ölmek üzereyken size yardıma gelen olarak farklı özelliklere sahipler. Olmadık zamanlarda imdadınıza yetişen bu karakterler, zor anlarda oldukça önemli yardımlar yapabiliyorlar. Bu karakterleri ne kadar sık kullanırsanız, size olan güven derecelerini arttırıyorsunuz böylece onlarda daha etkili bir biçimde rol alıyorlar.
Save sistemi ise oldukça kolay. Oyunda tamamladığınız her görev sonrası, binalarda gördüğünüz disket resimli kutular yardımıyla ve haritada ele geçirdiğiniz her kulübede oyunu save edebiliyorsunuz. Özellikle kulübeler size oldukça yardımcı çünkü içlerinde cephane ve ekipman, dışlarında ise araç bulabiliyor, oyunu save’lerken kol saatimiz yardımıyla gece-gündüz değişimi yapabiliyoruz. Özellikle bu son özellik oyuna esneklik katıyor. Bazı görevleri gece karanlığında yapmayı veya tam tersini tercih edebilirsiniz. İsteğinize bağlı olarak bu değişikliği yapıp görevinize devam edebilirsiniz. Bizim gerçek hayattaki bir saatimiz oyunda beş saate denk geliyor. Bu da gerçeğe oldukça yakın bir gün değişimi sunuyor oyuncuya.
Oynanabilirliğe en büyük darbeyi düşmanların yapay zekası vuruyor. Oldukça sönük performans sergileyen düşmanlar, siper almaktan ve size etkili bir şekilde saldırmaktan oldukça acizler. Genelde sabit durup ateş eden düşmanlar, zaman zaman sağa sola kaçıyor veya bir araca binip sizi ezmeye çalışıyorlar. İlk başta ‘Yahu bunlar bildiğin zeki, beni ezmeye çalışıyorlar’ deseniz de, bir yerden sonra siz tepeden bile ateş etseniz düşmanların araca binip, sağa sola vurup durduğunu görüyorsunuz.
Oyun gerçekçilik adına bir güzellik daha yapıyor, düşmanların silahlarını aldığınızda tam aksiyonun ortasındayken takılabiliyorlar. Oldukça paslı ve eski görünen tüfeklerin sıkışması gerçekçi elbet, ama burada da bir mantık sorunuyla karşı karşıyayız. Düşmanlar size ateş eden asla teklemeyen bu silahlar, nedense siz elinize aldığınızda takılmaya başlıyorlar.
Araç kullanımı Far Cry 2′de oldukça kolay. İstediğiniz noktaya kolay kontroller sayesinde rahatça gidebiliyorsunuz. İster yolu takip edin, ister sık ormana dalın farketmiyor. Kolay kontrol yapısı sayesinde sorunsuz ilerleyebilirsiniz. Ayrıca hasar alan ve motorundan duman çıkan aracınızı çok kısa bir sürede tek tuş yardımıyla tamir edebiliyorsunuz. Böylece ormanın içlerinde haşat ettiğiniz bir araç yüzünden yaya kalmıyor, aracı tamir edip yola devam ediyorsunuz.
Fizik motorunun başarısı direkt olarak oynanabilirliğe yansıyor. Direkt olarak düşman bölgesine dalmak yerine, taktik yapmaya iten bir yapıyı beraberinde getiren bu başarı, oyuncuyu düşünmeye zorluyor -ki FPS’ler gene bizim bu kadar düşünmemizi istemez
. Daha önce de bahsettiğimiz gibi, mekanı ve doğayı doğru kullanarak çok etkili sonuçlar alabiliyorsunuz. Çayırı çimeni yakarak düşmanı kıstırabilir, saklandıkları yerdeki fabrika tüplerine ateş ederek tüpün savrulmasını ve ortalığı duman etmesini sağlayabilirsiniz. Tek yapmanız gereken saldırmadan önce uzak bir köşeden düşman bölgesini değerlendirmek ve basit birkaç taktik ile sonuca gitmeye çalışmak.
Yapay zeka sorunlarını ve bir yerden kendini oldukça tekrar eden görevlerini görmezden geldiğinizde, elinizde neresinden bakarsanız çok başarılı gözüken bir oynanabilirlik kalıyor. O kadar kusur kadı kızında da olur diyoruz ve görmezden geliyoruz
.
MULTIPLAYER:
16 kişiye kadar destek veren Far Cry 2, dört adet online oyun moduna sahip. Bunlar;
- Capture the Diamond: Haritada belirlenen elması bulmaya çalışıyoruz.
- Deathmatch: Her FPS’deki klasik mod.
- Team Deathmatch: Gene yabancısı olmadığımız, takım halinde oynadığımız mod.
- Uprising: Bu modda her takımın bir kaptanı var ve haritada belirlenen noktaları sadece kaptanlar ele geçirebiliyor, diğer takım üyeleri ise kendi kaptanlarını korumak ve rakip kaptanlarını öldürmek zorunda.
Online arenada Call of Duty 4′ü zirveden indirecek kadar başarılı değil maalesef oyun. Sunucu problemleri, oyun esnasında aksamalara yol açıyor. Ayrıca split screen özelliği de oyunda yok. Ancak oyundaki Map Editor özelliği, tüm bu eksileri unutturabilir. Sayısız seçenek sonucu yarattığınız orijinal haritalar sonucunda arkadaşlarınızla çok zevkli saatler geçirebilirsiniz. Bu mod sayesinde sürekli yeni bir haritada oynama şansı, hem oyunun ömrünü oldukça uzatıyor, hem de yani haritaları parayla satan diğer yapımcılara gözdağı veriyor. Umut ediyorum ki ileri de bir çok online oyun bu özelliği barındıracak ve içimizdeki yaratıcılığı ortaya çıkaracak.
MAP EDITOR:
Far Cry 2′nin bize sunduğu muhteşem özellik. Bu mod sayesinde kendi haritalarımızı yaratabiliyor ve paylaşabiliyoruz. İlk başta kulağa korkutucu geliyor, haklısınız. Yeni nesil grafiklere sahip bir oyunda harita yaratmak oldukça zor olmalı. Korkmayın, gelin şöyle. Beklediğinizden daha kolay olduğunu göreceksiniz, biraz zaman verin sadece. Kısa yolları, anlatımları dikkatle takip bu yaratım sürecinin mantığını anlamanız oldukça kolay. Size ilk başta verilen çölün üstüne herşeyi siz inşa ediyorsunuz; dağlar, ağaçlar, patikalar, nehirler, binalar, araçlar. Binlerce seçeneğiniz var bu yaratım sürecinde ve herşey basitçe birkaç tuş yardımıyla yapılabiliyor. Haritanızı yaratırken istediğiniz zaman test etmek için haritanın içine girebiliyor, karakterinizle oynayabiliyorsunuz. Tek tek özelliklerinden burada bahsetmem imkansız, siz en iyisi oyunu alın ve bu moda biraz zamanınızı ayırın
.
KONTROLLER:
Alışması kolay kontrollere sahip Far Cry 2, oyuncuyu asla yormayan bir yapıda. Diğer FPS’lerden alıştığımız üzere benzer tuş takımlarını sunması elbette bu kolaylığı sağlıyor.
Genel olarak tuşlar ise şu şekilde;
- Kapı açma, araçlara inme, binme, objeleri alma gibi tüm önemli işlevleri Üçgen tuşu ile gerçekleştiriyoruz,
- X tuşu ile zıplıyoruz, silahlı araçlardayken silaha otomatik olarak geçiş yapıyoruz,
- Kare tuşu ile şarjör dolduruyor, sıkışan silahları açıyoruz,
- R1 tuşu ile ateş ediyoruz,
- L1 tuşu ile silahımıza zoom yapıyoruz,
- R2 tuşu ile el bombası atıyoruz,
- L2 tuşu ile enerjimizi dolduruyoruz,
- Yuvarlak tuşu ile çömeliyoruz,
- Select tuşu ile haritamızı açıyoruz,
- Harita açıkken L2 tuşu ile dürbünü açıyoruz, R2 ile baktığımız bölgedeki stratejik noktaları işaretliyoruz.
SESLER:
Ubisoft Montreal, sesler konusunda kulakları bayram ettirecek bir iş çıkarmış. Öncelikle oyunda kullanılan müziklerden bahsedelim. Siz ormanın derinliklerinde ilerlerken fonda çalan Afrika ağıtı, oyuna dramatik yoğunluk katmış. Düşman bölgesine yaklaştığınızda ise müzikte tansiyon bir anda yükseliyor ve perküsyonlarla zenginleştirilmiş gergin bir hal alıyor. Çatışmaya girdiğinizde ise müzikler iyice hareketleniyor. Oyun içinde bulunduğunuz duruma göre sürekli ayak uyduran müzikler çok başarılı kısacası.
Doğada tek başınıza kaldığınızda ise ormanın şarkısını duyuyorsunuz. Hayatımda duyduğum en başarılı doğa sesleri bu oyunda diyebilirim. Yürüdüğünüzde çimenden çıkan hışırtı, ağaçların rüzgarı kesmesi sonucu oluşan uğultular, rüzgar sesi, maymunların çığlıkları, kuşların şarkıları, böcekler, sinekler. Herşeyin sesi ormanda, yanı başınızda. Tüm nimetlerini ses sisteminize cömertçe açan bu çalışma, en iyi Hollywood filmleriyle yarışır kalitede. Ayrıca patlama efektleri ve sonrasında çıkan yangınlar yüzünden yanan çalıların çıkartığı çıtırtılar oldukça başarılı ve üstün görselliği destekliyor.
Ateşli silahlar konusunda da kulağımıza ziyafet bir çalışma sunan Far Cry 2, tüfeğinizin şarjörünü boşaltırken size en gerçekçi ve doğru hissi tam anlamıyla veriyor. Seken kovanların tıkırtısına kadar ince bir işçilik burada bahsettiğimiz. El bombası ile patlattığınız binalar dağıldığında savrulan beton parçalarından, tahtalara kadar her bir parçanın sesini detaylı duymanız mümkün. Elbette bu ses çalışmasının asıl gücünü tatmak için, varsa ses sisteminizi kullanmanız şart. Aksi takdirde bu tip ufak detaylar boğulup gidiyor.
Karakter seslendirmeleri konusunda ise aynı başarıdan söz etmek pek mümkün değil. Ana karakterimiz zaten çalan cep telefonuna ‘Hello?’ demek dışında ağzını hiç açmıyor. Size yardımcı olan yan karakterler ise üstün körü seslendirilmiş. Ancak düşmanlar bu konuda daha başarılı. Sizin yaklaştığınızı hissettiklerinde veya gördüklerinde İngilizce ve Afrika dilinde konuşmaya ve bağırmaya başlıyorlar. Üstelik cümle dağarcıkları da oldukça geniş. Yaralandıklarında sizlere okkalı bir küfür bile patlatıyorlar. Sizde kurşunla karşılık vereceksiniz tabii, tahmin etmekte zorlanmıyorum
.
Afrika’yı gerçekçi bir şekilde resmetmek Ubisoft’a yetmemiş, ses konusunda da bu kendine has ülkeyi bizlere hissettirmeyi başarmış. Karakter seslendirmelerindeki orta karar çalışma dışında hiçbir kusur bulamadık biz.
SONUÇ:
Ubisoft Montreal, ilk oyun ile uzaktan yakından alakası olmayan, ama kendine has ve çok başarılı bir oyun geliştirmiş. FPS türü için ilk oyun kadar devrimsel olmasa da, görmediğimiz kadar özgür oyun yapısı için bile küçük bir klasik yakıştırması yapabiliriz Far Cry 2 için. Afrika kıtasını oyuncuya sonuna kadar hissettirebilen, oyuncuyu açık uçlu ve özgür yapısı ile oyunun tek hakimi yapan Far Cry 2, FPS türünde taptaze bir soluk isteyen oyuncular için biçilmiş kaftan.
Sunum: 9.2 / 10
Grafikler: 8.7 / 10
Oynanabilirlik: 8.2 / 10
Sesler: 9.5 / 10
GENEL: 8.9 / 10
ARTILAR:
- Başarılı grafikler
- Afrika’yı muhteşem resmeden atmosfer
- Tamamen özgür oyun yapısı
- Detaylı ses çalışması
- Başarılı harita sayesinde kaybolmadan ilerleyebilme
- Fizik kanunlarını birebir uygulayan yangın, rüzgar gibi özellikler
EKSİLER:
- Görevlerin bir yerden sonra kendini tekrar etmesi
- Kötü yapay zeka
- Oyun zevkini baltalayan yavaşlamalar
- Sığ hikaye































Tarih: Kasım 5th, 2008 16:53
tool abi inceleme için teşekkürler oyunu bitirdim yapay zeka iyi gelmedi bana
Tarih: Kasım 6th, 2008 14:09
bu arada tool sormadan edemiycem bu jackal oyun başında otelde ve çölde karşımıza çıkan kişi değil mi birde oyunda uçarakta gidiliyor sanırım yukarda resimde var…
Tarih: Kasım 7th, 2008 10:11
yapay zeka belirttiğim gibi bana da iyi gelmedi erdem.. düşmanlar şapşal şapşal dolaşıyor genelde
noyan, jackal o kişi haklısın. oyunda uçarakta gidebiliyorsun ama uçtuğumuz motorsuz aracı bulmak pek kolay değil, genelde tepelerde bulunan safe house ların önünde bulabilirsin..
Tarih: Kasım 9th, 2008 13:03
selam arkadaşlar ben oyuna daha yeni aldım ama birtürlü ilk bölüme geçemedim etlerin olduğu bölüme gidiyorum orda. bir kapı var kapıya vurup içeri giriyorum görevi veriyorlar sonra jeep le biryere gidiyorum ordaki admları öldürüyorum tekrar görev aldığım yere gidiyorum tekrar adamları öldürdüğüm yere gidiyorum ama gene adamlar orda anlamadım ne yapmalıyım yardım ederseniz çok sevinirim şimdiden teşekkür ederim…
Tarih: Kasım 13th, 2008 11:56
bence oyunu birak ben aldim pisman oldum hic keyif vermiyor hep ayni senaryo piyasada daha guzel oyunlar cikti icimden oynamak bile gelmiyor grafik yonunden guzel baska cok. bi artisi yok bence cod5 oynayin super:)
Tarih: Aralık 6th, 2008 13:05
pc de oynadım ve gercekten berbat bi sıkıcılık var oyunda bende sonunu merak ettiğim için oynadım ki hiç de deymedi sadece bi metal müzik dinleyip yapay zekasızlığı avlamak eğlenceli oluyor ama oyunu müziksiz oynayamıyorum acayıp sıkıcı
Tarih: Aralık 11th, 2008 22:21
oyunun sonuna yaklaştım. Bi yerde görevi tamamladıktan sonra marinada biriyle buluşmamı istiyo ana görev olarak ama oraya gittiğimde kapı açilmıyor. çevrede gitmediğim yer öldürmediğim adam kalmadı gene olmuyor. yardım eden olursa çok makbule geçer:)
Tarih: Aralık 13th, 2008 17:10
oyunun %88 inde takıldım ayrıca netten aradım orda takılan baya kişi var ama çözümü bulamadım orayı geçen varsa yardımcı olsun lütfen…