sds
td>
a
Beni hatırla    Şifremi Unuttum
İNCELEME

Siren: New Translation (Blood Curse)
Yazar: yener | Kategori: İNCELEME | Tarih: 03 Ağustos 2008, 23:00

Kayıp Ek

Bazı oyunlar vardır; sessiz ve derinden gelir, kendi türlerindeki diğer oyunların arasından sıyrılır, fark yaratırlar. İşte, Sony Computer Entertainment Japan (SCEJ) tarafından PlayStation 3′e özel olarakManga-Korku” türünde geliştirilen Siren: New Translation (ya da Avrupa’da Sonbahar 2008′de piyasaya çıkacak olan adıyla Siren: Blood Curse) tam böyle bir oyun. Korku severler kendilerini farklı ve heyecanlı bir adrenalin atmosferine hazırlasınlar.



ÖYKÜ: Tarih 3 Ağustos 2007… Çok izlenen bir Amerikan televizyonun haber ekiplerinden biri, bol reyting getireceklerine inandıkları ünlü Japon efsanesi Hanuda‘yı araştırmak ve haber yapmak üzere Japonya topraklarına ayak basar.  Yok olmak üzere olan ve sadece harabeleri ayakta durabilen büyük bir Japon kasabası olan Hanuda da 1976 yılında tüyler ürpertici insan kurban edilme vakaları gerçekleşmiştir. Üç yetenekli gençten oluşan TV ekibi bölgeye ayak bastıklarında, 30 yıl önce gerçekleştiği dilden dile yayılan insan kurban edilme törenlerinden birine şahit olacaklarından habersizdirler. Üstelik kurban edilenler küçük yaştaki kız çocuklarıdır. Bu vahşete yol açanlarsa insana benzeyen ama korkunç görünüşleri ve çığlıklarıyla etrafa korku saçan yaratıklardır.

Uğradıkları bu dehşet verici manzara karşısında TV ekibi kurbanlara yardım etmek ya da her an ellerine düşebilecekleri bu yaratıklardan kaçıp kurtulmak arasında kararsız kalırlar. Ne var ki; zaman hızla azalmaktadır.

OYUN:

Siren: New Translation (Blood Curse) uzun sayılabilecek bir ön yükleme süresinden sonra açılıyor. Ekrana gelen menüden ve arka fonda çalan ürkütücü müzikten aslında ne kadar iyi bir oyunun bizi beklediğini sezebiliyoruz. Ana menüden kamera açılarını, alt yazılarını, zorluk seviyesini vb. ayarlayabiliyoruz. Oyunun iki zorluk seviyesi var: Easy ve Normal. Baştan şunu belirtmeliyim: Easy, İngilizce’de “kolay” anlamına gelse de bu oyun için aslında normal bir zorluk seviyesini ifade ediyor. Normal seviyesi ise gerçekten zor. Oyunu normal da oynayacaklar kendilerini sıkı ama bir o kadar da zevkli bir korku mücadelesine kendilerini hazırlasınlar. Benim Siren oyuncularına tavsiyem oyuna Normal de başlamaları yönünde. Eğer çok zorlanırsanız easy’ye geçebilirsiniz. Yalnız bunun için kaldığınız yerden tekrar oyuna başlamanız gerekiyor. Ve oyuna başladık. Evet, ilk baştaki genç çocuğun ismi Howard Wright. İsmini veriyorum çünkü oyunu sadece onunla oynamıyoruz. Siren’in en güzel yönlerinden biri de oyunu tam 7 farklı karakterle birden oynayacak olmamız. Yanlış okumadınız! Siren aşağıda değineceğim pek çok başka yönden olduğu gibi karakter yönünden de zengin bir oyun. İsterseniz hemen karakterlerimizi tanımakla işe başlayalım.

Howard Wright: 18′lik genç Howard nasıl ve niçin Hanuda’da olduğunu hatırlayamıyor. Tek bildiği zombi görünümlü iğrenç yaratıkların kendilerini durmaksızın takip ettiği… Kaçmak da bir yere kadar, ileride bir polis otosu var. Ondan yardım istemek için duruyor. Ama o da ne! Araçtan çıkan kişi bir polis olamaz, sadece bu korkunç yaratıklardan birisi olabilir!

Amara: Masum yüzlü ve cesur Amara, oyunda birden karşımıza çıkacak ve Howard’ın en büyük yardımcısı olacak. Çok genç ve güzel ama kesin yaşı bilinmiyor. O da tıpkı Howard, Bella ve Seigo gibi psişik (ruhla ilgili) güçlere (sight jacking) sahip. Bu özelliğiyle Howard’a yol bulmasında yardımcı oluyor. Doğal olarak, Howard’ın da onu koruması gerekiyor.

Sam Monroe: TV ekibinin yöneticisi, 37 yaşında gözlüklerine rağmen sportif ve güçlü bir aile babası. Biricik kızı Bella’yı Japonya’da tatile götürmüşken bir yandan da başının belası güzeller güzeli spiker Melissa Gale’in dırdırını dinleyip Hanuda?dan reytingi yüksek bir haber çıkartmak peşinde… Ne var ki; korkunç bir kabusla karşı karşıya olduğunun henüz farkında değil.

Bella Monroe: Sam Monroe’nun küçük ve sevimli kızı, oyunumuzun silah kullanamayan karakteri. Henüz 10 yaşında. Ama zeki mi zeki. Babasıyla Japonya’ya gelen Bella, babası haber peşinde koştururken kendisi de Japon kültürünü öğrenmeye çalışıyor. Siren‘de en çok Bella karakterini beğendim. Onunla oynarken silah kullanamıyoruz belki… Ama özellikle Bella’lı bölümlerde hepsi birbirinden keyifli bulmacalar ve insanın kalbini yerinden oynatan kaçma kovalamacalar bizleri bekliyor. Bella karakterini siz de seveceksiniz.

Melissa Gale: Güzel mi güzel, lakin dırdır mı dırdır genç bir spiker. 28 yaşında ve kariyer basamaklarını hızla yükseliyor. O da tıpkı Sam gibi sporcu ve atletik. Aslına bakılırsa Melissa’nın da bu yakışıklı genç adama içi gidiyor. Sam de Melissa da gururlarına yedirip birbirlerinden hoşlandıklarını itiraf edemiyorlar. Ne de olsa arada ast-üst ilişkisi olmak zorunda! Zaten etraflarını sarmak üzere olan bu korku çemberinde aşka vakit bulmak da zor olacağa benziyor.

Seigo Saiga: Dünyanın en korkulan mafyası Yakuza’nın eski bir üyesi. Eski dediysem yaşı henüz genç. Ateşli silahlar konusunda uzman. Buraya geliş amacının oyundaki bir diğer güzel olan Miyako?yu ortadan kaldırmak olduğunu düşünüyor. Miyako, Siego’nun bir akrabası ama şu an etraftaki iblislere bulaşan lanetin ona da bulaştığına inanıyor, Seigo. Ta ki, Howard araya girene kadar da bu böyle devam edecek.

Miyako: Oyunumuzun diğer yetişkin bayan karakteri. Henüz 16 yaşında. Tıpkı Amara’da olduğu gibi, onun hakkında da pek az şey biliyoruz. Şimdilik tek bildiğimiz Seigo’nun elinden kaçtığı. Amara olmadığı zaman yardımımıza Miyako koşuyor.

Sol Jackson: TV ekibinin çikolata renkli, esprili kameramanı. 36 yaşında. Bir yandan Sam ve Melissa’nın atışmalarını dinlerken, bir yandan da yıllardır kamera taşımaktan kas bağlamış kollarına iş düşeceğinin habercisi değil. Hızlı ve güçlü olmak zorunda. Etraftan yağmur gibi zombi (oyundaki adıyla Shibito) yağarken başka çaresi de olmayacak.

Siren: New Translation’a (Blood Curse)  başladınız. Etrafınıza bir bakın. Karakter modellemeleri ve karakterlerin yüz hatları, genel eşya ve mekan tasarımları gerçekten emek verilerek hazırlanmış. İlk bakışta, biraz da Japon mangalarına özgü ışıklandırma efektlerinden dolayı karanlık ve belirsiz gibi gözüken grafikler, oyunun ilerleyen bölümlerinde tatmin edici bir ayrıntı seviyesine ve oynayanı germeye yetecek bir atmosfere ulaşıyor. Atmosfer dedim, evet… Siren’in bir diğer büyük artısı oyuna gerçek bir “Japon korku mangası atmosferi“nin hakim olması. Değerli okuyucularımız  ne düşünür bilemem ama ben bu oyunu gece oynamaya resmen tırsıyorum. Etraftaki tuhaf fısıltılar, çoğu kez bulamadığımız ve mumla aradığımız silahlarımız olmadan yaklaşan düşmanlarımızın bize hissettirdiği heyecan, aklımızı kullanarak çözmemiz gereken bulmacalar… İşte, tüm bunların hepsi bize kaliteli bir korku filminin yaşatabileceği tüm duyguları yaşatıyor, Siren‘da.

Ses efektlerine de diyecek yok. Oyunu oynarken kulaklarımızı iyi açmamız gerekiyor. Sadece birbirinden kaliteli ve ürkütücü sesleri duymak için değil, aynı zamanda yaklaşan düşmanları duymak ve önlem almak için kulaklarımızı iyi açmalıyız. Müziklere gelince… Uzun zamandır insanı bu kadar korkutan türden soundtrack‘lere (oyun müziği) rastlamamıştım. Özellikle Japonya’nın simgesi olmuş çello enstrümanı kullanılarak hazırlanan ve özellikle düşmanlarla karşılaştığınızda insanı gerim gerim geren bu müzikler nedeniyle SCEJ‘yi ne kadar kutlasam azdır. Müzikler konusunda tek eksi ise soundtrack sayısının az olması. Ama bu, oyunun başarısına gölge düşürebilecek türden bir eksiklik değil. Oyundaki bir diğer hoş özellik ise her bölümün başında o bölümde yaşayacaklarımıza ilişkin kısa görüntülerin bize sunulması. Bu güzel düşünülmüş. Böylelikle oyuna hakim olan “manga korku filmi” havası da pekiştirilmiş.

Oynanış kısmına geçmeden hemen belirtmek isterim. Siren: New Translation (Blood Curse) bir Japon manga korku oyunu… Aksiyondan ziyade sabır ve akıl süzgecinden geçecek bir oynanış keyfine hitap ediyor. Ha, oyunda aksiyon yok mu?… Tabi ki bolca var, ama aksiyondan ziyade bir detektiflik, bir sabır ve araştırma oyunuyla karşı karşıyayız. O nedenle, Siren‘ı oynayan oyuncular, özellikle de usta korku-aksiyoncular, biraz sabırlı olsunlar. Ben şahsen Siren’ın korku severlerin isteklerine fazlasıyla cevap verebileceğini düşünüyorum. Siren’in tek temel eksisi diyebileceğimiz öğe ise düşman çeşidinin -nispeten- az olması. Oyunda genellikle Shibito denilen zombiler, uçan dev sineklere benzeyen yaratıklar ve sürüngenlerle muhatap olacağız. Ama yapay zekanın iyi olması Siren‘in bu eksikliğini de kapatıyor, kanımca.

OYNANIŞ:

Kolay ve zevkli bir oynanışa sahip olan Siren: New Translation (Blood Curse) için öncelikle oyundaki en önemli özelliği olan Sight Jacking’e değinmek gerekiyor:

Sight Jacking: Bu özelliği Clive Barker’s Jericho oynayan oyuncular hatırlayacaklardır. CBJ’de Xavier Jones karakterinde de bir benzeri bulunan bu özellik sayesinde etrafımızı diğer varlıkların (dostlarımız ya da düşmanlarımız) gözünden görebiliyoruz. Bunu yapabilmek için L2 tuşuna basmak yeterli oluyor.  Böylece sight jacking moduna geçiyoruz. Bu modda iken L1 ya da R1 tuşlarını kullanarak dilediğimiz varlığın gözünden etrafımızı görebiliriz. Bu sayede, düşmanlarımızın ve dostlarımızın nerede ve ne durumda (alarm durumunda mı, yoksa sakin mi? güvende mi, saldırı altında mı?) olduklarını öğrenebilir, geçeceğimiz yolları belirleyebilir ve bizi bekleyen tehlikelerden mümkün olduğunca korunabiliriz. Yine bu modda iken R2‘ye basarsak sight jacking görüşümüz bize en yakında bulunan varlığa kısa yoldan geçiyor. Ani beliren tehlikelerden de böylece kurtulabilme şansımız oluyor. Sight jacking modunda gördüğümüz mavi çizgiler bizi, yeşil çizgiler dostlarımızı, kırmızı çizgiler ise düşmanlarımızı temsil ediyor.

Oyundaki tuş kombinasyonları ve işlevleri ise şu şekilde:

Sol Çubuk: Hareket yönü, yürüme, koşma.  Sağ Çubuk: Bakış açısı.

Kare ya da R1: Saldırma, ateş etme. Ne kadar basılı tutarsak o kadar güçlü darbe vurabiliyoruz. Bu tuşlara düzenli olarak bastığımız zaman ise karakterimizi combo yapmaya başlıyor.

Üçgen: Kapılara dayanma, silah doldurma (SixAxiS‘i sola sallayarak da silahımızı doldurabiliyoruz).

SixAxiS’i ileri geri sallamak: Saldırı sonucu yere düştüğümüzde ayağa kalma, shibito’ları sarsarak uzaklaştırma.

Üçgen + SixAxiS’i sallamak: Kapılara dayanarak düşmanların içeri girmesine engel olma.

Yukarı Ok: Flashlight (el feneri) açık/kapalı.

Aşağı Ok: Özel hareketler (shibitolara tuzak kurma, yanıcı materyal fırlatma)

Sağ Ok: Dostlarımızın bizi izlemesini (come on) ya da beklemesini (wait) isteme, sniper modunda/harita ekranında zoom in yapma.

Sol ok: Shibito’ların dikkatini çekme, sniper modunda/harita ekranında zoom out yapma.

O: Eğilme, sessiz yürüyüş moduna geçme.

 X: Aksiyon hareketleri, saklanma, çalıştırma, alma, kullanma.

L1: Silah çekme.   L1 + Sol Çubuk: Sola/sağa kaçma.

L2 + Üçgen: Bir varlığa konsantre olma (lock-on).  R2: Zoom.  R3: Üçüncü kişi görünümü.

Select: Harita, bilgi ve arşiv ekranı.

Sealth-action tarzı oyunlarda genel olarak görüldüğü gibi, Siren‘de de düşmanlarımızın alarm durumunda olup olmaması önem taşıyor. Eğer etrafta gürültü yaparak ilerlersek ya da dikkat çekecek kadar onlar yaklaşırsak düşmanlarımız hemen bizi aramaya başlıyorlar. Burada Siren’in bir başka keyifli özelliği devreye giriyor: Hide, yani saklanmak. Etrafta ve mekanların içerisinde görebileceğiniz dolaplar, ızgaralar, yanmayan şömine ve fırınlar, veranda altları, kapı araları vb. saklanma için ideal yerler. Düşmanlarınızdan kaçmak yerine onlarla savaşmayı da deneyebilirsiniz. Yalnız, bunun için elinizde bir silah olsa iyi olur, yoksa işiniz zor. Yumrukla ölmüyorlar, sadece sendeliyorlar.

Silah dedik de… oyunda kullanabileceğiniz 50 çeşit silah var. Bu sayı şimdiden pek çok korku-aksiyon severin yüreğini kabartmıştır eminim. Madeni borudan madenci kazmasına, testereden otomatik tüfeğe kadar pek çok seçeneğimiz olacak Siren‘de… Bu da Siren’in artılarının yanına artı katmaya yetiyor. Select tuşuna basarak açtığımız haritada yönettiğimiz karakterin geçmiş olduğu yolu hafif bir iz şeklinde görebiliyoruz. Bu sayede “ben neredeydim, nerelere geldim?” diye kendimize sormak zorunda kalmıyoruz. Bunu da iyi düşünmüş SCEJ yapımcıları, kutlarım. Unutmadan haritanın üç boyutlu olduğunu ilave edeyim. Bu ekranda ayrıca, oyunun konusuyla ilgili bilgilere ulaşabileceğimiz bir Archive (arşiv) ve kontrolleri açıklayan bir Help kısmı mevcut bulunuyor.

YAPAY ZEKA:

SCE‘nin PlayStation 3 exclusive oyunlarda yapay zekaya verdiği önem şüphesiz ki oyuncuları çok mutlu ediyor. Bunun örneklerini daha önce sıklıkla (ör: Resistance,  Uncharted vb.) görmüştük. Siren: New Translation’da (Blood Curse) da iyi bir yapay zeka kurgusu var. Düşmanlarınız hatalarınızı affetmiyorlar. Sizi, özellikle de silahsız yakalarlarsa, ya kaçmalı ya da saklanmalısınız. İşin güzel tarafı siz saklansanız bile, eğer düşmanılarınız sizi görmüşlerse veyahut sizin varlığınızı hissederlerse saklandığınız yerden çıkarıp sizi bir güzel pataklayabilirler. Düşmanlarınızı darp ederek temelli olarak saf dışı bırakamıyorsunuz. Onları yok edebilmek için başlarından vurmanız gerekli. Ama buna genellikle ihtiyacınız olmuyor. Bir kere darp ettiğiniz bir düşman uzun bir süre kendine gelemiyor.

SONUÇ:

Evet değerli korku severler. Söyleyebileceklerimin önemli bir kısmını söylediğimi düşünüyorum. Uzun lafın kısası diyecek olursak; aksiyonu da olan nitelikli ve değişik bir korku oyunu arıyorsanız bence hiç durmayın. Siren: New Translation (Blood Curse) size hitap eden bir oyun. Bu oyunu seveceksiniz, kendisine ben kefilim. Notunu da 90 olarak veriyorum.

PST‘de kalın, hoşcakalın.

SIREN: NEW TRANSLATION (BLOOD CURSE) (PS3 Exclusive, 2008)

Yapımcı: SCEJ

Tür: Sealth-Based Manga Survival Horor (Gizlenmeye/Bulmaca Çözmeye Dayalı Manga Korku Aksiyon)

ESRB: 17 yaş ve üzeri

Piyasa Durumu: Siren: New Translation şu anda Türkiye piyasasında mevcut. Oyunun Avrupa versiyonu ise Siren: Blood Curse olarak 2008 Sonbahar’ında piyasada olacak (Avrupa versiyonunun kesin çıkış tarihi henüz belli değil).

Artıları:

+ Kaliteli grafikler, ses efektleri ve müzikler,

+ Japon mangalarını aratmayan müthiş bir korku atmosferi,

+ Basit ama kaliteli bulmacalarla dolu, araştırma yönü yüksek bir oyun olması,

 + Sight Jacking’in oyuncuya verdiği heyecan,

+ Nitelikli bir senaryo,

+ İyi bir yapay zeka,

+ Yeniden oynanabilme değeri (replay value) yüksek olan bir oyun olması,

 + Farklı karakterleri yönetebilmemiz,

+ Kontrollerdeki kolaylık, rahatlıkla yapılan kombolar,

+ Altyazının olması,

Eksileri:

 - Düşman çeşidinin az olması,

- Nispeten kısa bir oyun olması.

Değerlendirme:

Grafik: 85

Ses, Müzik, Efekt: 95

Oynanış: 85

Atmosfer: 95

Yapay Zeka: 85

Genel: 90




Bu Yazılar da İlginizi Çekebilir





Siren: New Translation (Blood Curse) yazısı için 11 Yorum var
  1. tool :
    Tarih: Ağustos 4th, 2008 07:57

    yener ellerine sağlık, inceleme çok güzel olmuş.. gecelerimin korkulu rüyası oldu bu oyun atmosferiyle, özellikle Shiboto’ların çıkardığı sesler, içeride uykuya dalmış olan eşimin fenalıklar içinde uyanmasına sebep oluyor :)

  2. yener :
    Tarih: Ağustos 4th, 2008 13:20

    teşekkürler Hakan. korku severlerin bu oyunu kaçırmamasında yarar var. hararetle tavsiye ederim.

  3. speedy :
    Tarih: Ağustos 4th, 2008 21:39

    oyunun atmosferi gerçektende tüyler ürpertici. son aylarda durgunlaşan korku türü oyunlarına siren güzel bir geri dönüş yaptı. yener’den de bir o kadar güzel inceleme. teşekkürler, eline sağlık üstad:)

  4. mertvontrier :
    Tarih: Ağustos 8th, 2008 00:45

    İnceleme gerçekten güzel olmuş. Bu arada sizin kadar üst düzey bir site daha buldum. http://www.dijikent.com. Siteyi takip ediyor musunuz? Kaliteli siteleri keşfetmek ayrı bir heyecan veriyor.

  5. Hasret :
    Tarih: Ağustos 8th, 2008 01:12

    Takip etmez miyim. Türk oyun siteleri arasında gördüğüm en kaliteli site diyebilirim. Çalışanların çoğunu yıllardır tanırım zaten. Çok kaliteli insanlardır. :)

  6. tool :
    Tarih: Ağustos 8th, 2008 08:15

    Bilmiyorduk açıkçası bu siteyi, ancak öğrendik sayenizde iyi oldu :) Oyun sektörünün daha emekleme dönemine bile giremediği ülkemizde böyle kaliteli siteler görmek bizleri de çok mutlu ediyor.

  7. tab0o :
    Tarih: Ağustos 11th, 2008 00:22

    Ben çekiniyorum bu tarz oyunları oynamaya, niyeyse gereksiz yere korkuyorum :) Bir tek Resident Evil ve Obscure oynadım en son. Onlarda daha çok zombili aksiyon oldukları için fazla rahatsız etmiyorlar. Ama nerde Japon yapımı orda ben ekran görüntüsünden bile kaçarım. Buda oyun başarılı demek sanırım :))

  8. tool :
    Tarih: Ağustos 11th, 2008 00:45

    siren gerçekten son zamanlarda benimde uykumu bölen ilk oyun oldu :) japonların rahatsız zihinlerinden çıkan korku oyunları gerçekten etkileyici..

  9. butcher :
    Tarih: Ağustos 22nd, 2008 14:26

    Piyasada bu türde daha iyisi yok bence. Kesinlikle denemek lazım.

    İnceleme için teşekkürler..

  10. tool :
    Tarih: Ağustos 22nd, 2008 14:36

    kesinlikle katılıyorum. 10. episode a başladım, görselliği, şok eden anları ile kesinlikle çok başarılı bir oyun. İlk yeni nesil korku oyunu olmasına rağmen kendinden sonra çıkacakların altında kalacağını hiç sanmıyorum. ellerine sağlık tekrar yener, güzel incelemen için :)

  11. aviletta :
    Tarih: Kasım 24th, 2008 23:52

    inceleme gene harika…tebrikler.

Yorum Yaz

The Godfather II`dan Son Ayrıntılar
PES 2009 Demosu Hakkında İlk İzlenimler
Fifa 09 Demo İzlenimleri
Pure Hakkında İlk İzlenimler
Far Cry 2
< Tüm ön incelemeler için tıklayın >


Prince of Persia Hile ve İpuçları
CoD: World at War Hileleri
NBA 2K9 Hileleri
Star Wars: The Force Unleashed Hileleri
GTA IV Hile, İpuçları (Trophy'ler Eklendi)
< Tüm hile ve ipuçları için tıklayın >


SON YAZILAR
sds
Marka ve logolar ilgili firmaların tescilli ürünleridir.
PST© logosu, site tasarımı ve içeriği PSTurkiye.com adına tescillidir. Her hakkı mahfuzdur.
Hakkımızda | İletişim

PST Network OnAxis | ThreeSpeech | PSU
Creative Commons License.


eXTReMe Tracker